REZA ZARRAB / HALKBANK / IRAN DAVASI UZERINE HUKUKI BIR DEĞERLENDİRME

Cumhurbaşkanı Erdogan ve AKP Hükümeti’nin biraz öfke biraz telaşla beklediği Reza Zarrab / Halkbank / İran dosyası olarak adlandırılabilecek dava Pazartesi günü Newyork’ta başlıyor. Dava özetle ABD’nin İran’a karşı yaptırımlar öngören “International Emergency Economic Powers Act” isimli yasayı İran lehine delmek için örgüt kurarak, ABD makamlarına karşı sahtecilik, dolandırıcılık, para aklama suçlarını işlemek iddiasını içeriyor.

Bu davada CB Erdoğan ve AKP’yi tedirgin eden husus soruşturmanın genişlemesiydi ki öyle de oldu. Reza ile başlayan soruşturmada / davada eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, genel müdür yardımcıları M.Hakan Atilla, Levent Balkan da artık sanık.

Screen Shot 2017-11-25 at 17.28.05

Peki uluslararası hukuk bakımından, bir devletin Bakan ya da bürokratı başka bir ülke tarafından yargılanabilir mi?

Devletler Hukuku egemenlik kuralı üzerine kurulmuştur, yani her devlet eşit derecede egemendir ve egemenlik yetkisi içinde işlenen fiiller nedeniyle devlet görevlisi başka bir devlet tarafından yargılanamaz.

19. yüzyılda mutlak olarak anlaşılan ve uygulanan bu dokunulmazlık kuralı, 20. yüzyılda daha kısıtlayıcı şekilde anlaşılmaya başlanmıştır. Resctrictive (Kısıtlayıcı) Teori, devlet görevlilerinin fillerini (jure Imperi) kamusal ve (jure gestionis) kişisel olarak sınıflandırmış ve kamusal fiillere dokunulmazlık tanırken, kişisel fillere tanımamıştır.

ABD, 1976 tarihli The Foreign Sovereign Immunities Act (FSIA) / Yabancı Egemenlik Dokunulmazlık Yasası ile kısıtlayıcı teoriyi benimsemiştir.

Peki, Türkiye’nin Iran ile karşılıklı ticareti kapsamında Zafer Çağlayan ve Halkbank bürokratlarının iş ve işlemleri tartışmasız bir şekilde (jure Imperi) kamusal işlem sayılması gerekirken, ABD yargısı onlar hakkında nasıl soruşturma ve kovuşturma yapabildi?

Burada sihirli anahtar, rüşvet!

Screen Shot 2017-11-25 at 17.33.17

“.. including millions of dollars in bribe payments to CAGLAYAN, ASLAN, ..used to facilitate the scheme;” “örgütüm işlerini kolaylaştırmak için Çağlayan ve Aslan’a milyonlarca dolar rüşvet ödemesi..”

Rüşvet hemen tüm hukuk sistemlerinde kişisel suç sayılmaktadır, Türk Hukuku’nda da rüşvet (zimmet, ihaleye fesat vb ) suçu 4483 sayılı MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN kapsamına alınmamıştır.

Çağlayan, Atilla vd hakkındaki iddianamelerde ABD’li savcılar, Zarrab’ın ABD’nin “International Emergency Economic Powers Act” yasasını hileli yollar ile bypass etmek için kurduğu şemaya (scheme / suç örgütü) Çağlayan ve Halkbank bürokratlarının rüşvet karşılığında yardım ettiklerini söyleyerek aslında fiilerinin (jure gestionis) kişisel olduğunu söylüyorlar.

Yani Hükümet ve AKP sözcülerinin, “biz BM’nin kararını tanırız, ABD yaptırımları bizi bağlamaz, ülkenin menfaatleri için bu ticareti yapmak zorundaydık” söylemi rüşvet ilişkisi olmasaydı, hukuken güçlü bir argüman olabilir ve Çağlayan ve Halkbank bürokratları için “Devlet Egemenliğine Dayanan Dokunulmazlık” temelinde çıkış kapısı olarak kullanılabilirdi.

Ama hem aksinin inkarı mümkün olmayan rüşvet çarkı hem de Çağlayan ve Halkbank bürokratlarından çok Zarrab’ı kurtarma çabası davayı geri döndürülemez bir yola sokmuş durumda ve nerede duracağına ABD karar verecek.



Categories: Reports

%d bloggers like this: